İleri Seviye Sorgulama Teknikleri’nin Kullanımı ve Tarihçesi
İstihbarat

İleri Seviye Sorgulama Teknikleri’nin Kullanımı ve Tarihçesi

Pr0fess0r17 Ağustos 2026

İleri Seviye Sorgulama Teknikleri’nin Kullanımı ve Tarihçesi

Yasal Uyarı: Bu yazı tamamen eğitim ve bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Yazıdaki tekniklerin bazıları günümüzde yasal ve etik kabul edilmemektedir. Spectiva hiçbir suçu legalleştirmez veya teşvik etmez.

Giriş 01

İstihbarat 5 çekirdek disipline ayrılır: İnsan İstihbaratı (HUMINT), Sinyal İstihbaratı (SIGINT), Görüntü İstihbaratı (IMINT), Açık Kaynak İstihbaratı (OSINT) ve Ölçüm ve İz İstihbaratı (MASINT). Bu disiplinlerin en eskisi ve diğerlerinin atası olan disiplin insan istihbaratıdır.

İnsan istihbaratının temelinde insanı tanımak yatar, çünkü hangi amaçla olursa olsun bir insanı yönlendirebilmek, istenileni yaptırabilmek için önce onu çok iyi tanımanız gerekmektedir, bu yüzden insanların yüzyıllar boyunca insan üzerine yazdıkları kitaplar/metinler insan istihbaratının hammaddesi olmuştur.

ABD ordusunun 2006'da kamuya açtığı sahra talimnamesi (FM 2-22.3), insan istihbaratının bilgi toplama faaliyetlerini sekiz kategoride sınıflandırır: 

  • - Taktik Sorgulama

  • - Tarama

  • - Sorgu

  • - Bilgilendirme Görüşmesi

  • - İrtibat

  • - İnsan Kaynak Temas Operasyonları

  • - Belge Değerlendirme

  • - Ele Geçirilen Düşman Teçhizatı

Taktik sorgulama: anlık taktik değeri olan bilgi için hızlı, ilk sorgulama

Tarama: bir kişinin bilgi alanlarını, işbirliğini ve olası yaklaşım tekniklerini belirleyip değerlendirme. Kendisi bir bilgi-toplama tekniği değil; değerli bilgisi olanı hızlı ayıklayan zaman-kazandırıcı süzgeç

Sorgu: gözaltındaki bir kişiden doğrudan ve dolaylı sorularla, belirli gereksinimleri karşılamak için sistematik bilgi çekme.

Bilgi alma görüşmesi: gözaltında olmayan işbirlikçi kaynaklardan gönüllü bilgi alma

İrtibat: müttefik askeri-sivil kurumlarla faaliyet koordinasyonu ve bilgi değişimi.

İnsan kaynak temas operasyonları: İşbirliği yapmayı kabul eden tek seferlik veya sürekli bilgi sağlayan kaynaklar (Düşman unsurdan insan devşirme)

Belge değerlendirme: açık/kapalı/basılı/elektronik belgelerden sistematik bilgi çıkarımı. Ele geçen belgeler genelde doğru ve gerçektir.

Ele geçirilen düşman teçhizatı: tutukluda ya da muharebe alanında bulunan, askeri değeri olan veya bir gereksinimi karşılayan malzeme (TECHINT değeri olanlar)

Bu sekiz yöntem içinde bu yazının da odağı olan sorgu, sağladığı bilginin hem miktarı hem değeri bakımından çoğu zaman en önemlilerinden biridir. Genel olarak sorgu ile alınan bilgilerin hacmi mevcut koşullara göre değişkenlik göstermekle beraber, bazı durumlarda birincil kaynak haline gelebilmektedir.

Örneğin II. Dünya Savaşı sonrasında ABD'nin Avrupa'daki kuvvetlerinde yapılan ankette 54 tümen, 18 kolordu ve 7 ordu istihbarat subayına sorulduğunda, Avrupa harekât sahasındaki tüm istihbaratın %43'ünün insan istihbaratından, bunun da %84'ünün sorgudan geldiği tespit edilmiştir.

Bu yazıda önce modern sorgu doktrinini ele alacağız; ardından bu doktrinin gölgede kalan atası olan KUBARK'ın ileri seviye zorlayıcı yöntemlerine ve bunların 11 Eylül sonrası sorgularda nasıl kullanıldığını inceleyeceğiz.


Günümüz Sorgu Doktrini 02

Sorgu bir kaynaktan azami miktarda kullanılabilir bilgi elde etmek için yapılan bilgi alma süreci olarak tanımlanmaktadır. Sorgulanan kaynak tipleri 3 ana kategoriye ayrılır;

  • İşbirlikçi ve Dostane: Sorgu sırasında az direnç gösterir, kendini suçlayıcı konular dışında rahatça konuşur.

  • Tarafsız ve Yansız: Çoğunlukla sınırlı işbirliği yapar, doğrudan sorulanı yanıtlar, nadiren gönüllü olur.

  • Düşmanca ve Husumetli: Çoğunlukla konuşmaz, Sorgucunun öz denetim, sabır ve incelik göstermesi gerekmektedir.

Sorgulama süreci 5 fazdan oluşmaktadır;

  • - Planlama ve Hazırlık

  • - Yaklaşım

  • - Soru sorma

  • - Sonlandırma

  • - Raporlama

Planlama aşamasında istihbarat gereksinimleri belirlenip sorgunun amacı netleştirilir; kaynak hakkındaki mevcut tüm belge ve kayıtlar incelenerek kaynağın kişiliği ve zayıf noktaları değerlendirilir; son olarak yaklaşım stratejisi ile alternatifleri belirlenir. Bu aşama, sorgunun başarısını en çok etkileyen safhadır.

Yaklaşım fazı kaynak ile sorgucu arasındaki ilk temasla başlar. Bu fazda istihbari sorular yerine arka plan soruları, yakalanma koşulları gibi biraz daha yumuşak sorular sorulur. 

Sorgunun başarısı büyük ölçüde kaynağın iletişim isteğinin erken geliştirilmesine bağlı olduğundan, sorgucu aşırı özen gösterir. Bu fazda amaç kaynak ile rapport (uyum/güven ilişkisi) kurup gönüllü işbirliği kazanmaktır, bu yüzden sorgucu kaynağın duygularını ve zayıflıklarını işbirliği kazanmak için manipüle eder.

Bu fazda kurulan rapport, sorgu bitene kadar, hatta sorgu bittikten sonra bile korunmalıdır; çünkü bazı kaynakların birden fazla kez sorgulanması gerekebilir. Sorgucu iyi bir rapport kurup sonrasında bu çabayı bırakırsa, kaynak kendisinden bilgi alındıkça giderek daha az ilgilenildiğini fark eder ve sorulara yanıt vermeyi bırakabilir. 

Rapport'un geliştirilmesinde teşvikler de kullanılabilir. Bunlar anlık (kahve, sigara), kısa vadeli (yemek, duş) ya da uzun vadeli olabilir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli şey sorgucu veremeyeceği şeyleri vaat etmemesidir, aksi takdirde kurulan rapport kaybolabilir.

Bu fazda planlama aşamasında belirlenen yaklaşımlar en olası olanında başlanarak teker teker denenir bu yaklaşımlar kabaca şöyledir;

  • ● Doğrudan Yaklaşım: sorgucu aranan bilgiyle ilgili soruları doğrudan sorar ve amacı gizlemez

  • ● Teşvik Yaklaşımı: Kaynağın zaafı olan şeyleri vererek veya esirgeyerek işbirliğini ödüllendirir

  • ● Duygusal Yaklaşım: Sorgucu kaynağı gözlemler ve baskın duyguları tespit eder ve onu istismar eder, örneğin birliğine büyük sevgi besleyen kaynağa bilgi vererek savaşı kısaltıp yoldaşlarının hayatını kurtarabileceği, reddetmesi halinde onların ölümüne yol açacağı söylenir, veya tam tersi seni orada bırakıp terk ettiler, esir düşmenin suçluları onlar, onlara herhangi bir sadakat borcun yok gibi cümleler kurulur.

  • ● Korku Yaklaşımı: Esirin korkularının tespit edilip istismar edilmesidir. Duygusal yaklaşımdaki gibi korkusunu arttıracak veya azaltacak türden cümleler kurarak kaynağı işbirliğine iter.

  • ● Gurur ve Ego Yaklaşımı: Kaynağı pohpohlayarak isteyerek veya istemeyerek bilgi aktarması amaçlanır. Örneğin; Yakındaki nehir geçidinden kaçarak kurtulabilecek iken neden bu kadar kolay teslim oldun? 

  • Kimse geçidi geçemezdi, çünkü mayınlıydı.

  • ● Umutsuzluk yaklaşımı: Sorgucu kaynağı direnmenin gereksiz olduğuna ikna eder, örneğin kaynağı bittiği için esir düşen bir askere diğer kuvvetlerinde aynı durumda olduğu aktarılarak artık bir umutun olmadığı, tek umudun kendileri olduğunu dikte edebilir.

  • ● Her Şeyi Biliyoruz Yaklaşımı: Sorgucu ilk önce bilinen verilerle alakalı sorular sorar, kaynak yanlış veya eksik cevap verdiğinde ayrıntılı cevabı kendisi söyler. Kaynak doğru ve tam bilgi vermeye başladığı zaman ihtiyaç duyulan bilgiyle alakalı soruları araya sokar. Sorgucu kaynak yalan söylediğinde karşı çıkmazsa, kaynak her şeyin bilinmediğini ve kandırıldığını anlar, o yüzden bilinmeyen sorular bilinen soruların arasına serpiştirilerek sorulur. Bilinen sorular bitmeden önce sorgu bitirilir.

● Kimlik Kanıtı: Yaklaşımı Sorgucu kaynağa yüksek makamlarca ciddi suçlarla aranan kötü şöhretli biri olarak tespit edildiğini ifade eder ve kaynak öyle olmadığını söylediğinde de ısrar eder, böylece kaynak kendini aklamak için içten ve ayrıntılı bir çaba gösterir.

  • ● Tekrar Yaklaşımı : Sorgucu kaynağın bir soruya yanıtını dikkatle dinler, sonra soruyu ve yanıtı birkaç kez tekrarlar. Bunu her soru için yapar, kaynak prosedürden öyle sıkılır ki sorgucuyu tatmin etmek ve monotonluktan kurtulmak için soruları tam ve içtenlikle yanıtlar.

  • ● Sessizlik Yaklaşımı: Sorgucu kaynağa karşı hiçbir şey söylemez, gözlerinin içine doğrudan, tercihen yüzünde hafif bir gülümseme ile bakar. Gözünü kaçırmamak, aksine göz temasının ilk kaynağın kaçırmasını sağlamak önemlidir. Kaynak sessizliği bozmak için bir şeyler söyleyebilir, fakat sorgucu sessizliği bozmaya hazır olana dek yanıt vermez.

  • ● Seri Ateş Yaklaşımı: Sorgucu kaynak bir soruyu tam yanıtlamaya vakit bulamadan sonrakini soracak şekilde bir dizi soru sorar. Bu, kaynağın kafasını karıştırır ve yanıtları kuracak az vakti olduğu için kendisiyle çelişme eğilimine sokar. Sorgucu sonra kaynağı çelişkileriyle yüzleştirir ve bu da daha fazla çelişki doğurur.


  • Bu yaklaşımların hepsi günümüzde de uygulanan yasal yaklaşımlardır, yazının ilerleyen kısımlarında geçmişte kullanılan ve sonrasında yasaklanan ileri seviye zorlayıcı yaklaşımlar aktarılacaktır.

 

Yaklaşım ile soru sorma fazları arasında keskin bir geçiş yoktur; yaklaşım fazı başlayıp belirli bir rapport ilişkisi kurulduktan sonra sorgucu soru sorma fazına geçer. Soru sorma fazında sorgucu kaynağı sürekli değerlendirir; ilgisi ve işbirliği azalıyorsa tekrar yaklaşım fazına döner ve başka bir yaklaşımla yeniden rapport kurmayı hedefler. 

Sorgu boyunca sorgucu esirin söylediği hiçbir şeye hiçbir koşulda şaşkınlık göstermez, çünkü çoğu kaynak anlattığı bilginin sorgucu tarafından bilindiği izlenimine kapılırsa daha rahat bilgi aktarır.

Soru sorma fazı sorgucunun sorgu hedefleriyle ilgili sorulara geçmesiyle başlar. Soru sorma fazında 6 tip soru kullanılabilir bunlar; doğrudan sorular, takip soruları, ilgisiz sorular, tekrarlı sorular, kontrol soruları ve hazırlanmış sorulardır.

  • Doğrudan Sorular: Çoğu sorgunun temelini oluşturur ve en sık işbirlikçi kaynaklar üzerinde uygulanır. Sorular doğrudan ve amacı gizlemeden sorulur. Sorgucu sorulara karşı kaynağın olası tepkisini düşünür, kaynağı rahatsız edecek veya rapportu bozabilecek türden sorulardan kaçınır.

  • Takip Soruları: Kaynağın daha önce cevapladığı bir sorudaki eksik kalan kısımları netleştirmek için sorulur. Sorgucunun spontane olarak eksiklikleri tespit edip sorması gerekir. Sorgunun amacıyla ilgili olmayan ayrıntıların da öğrenilmesini sağlar.

  • İlgisiz Sorular: Sorgunun hedeflerini gizlemek kaynakla ilişkiyi güçlendirmek veya kaynağın odağını bölmek amacıyla sorulan ve sorgunun amacıyla ilgili olmayan sorulardır.

  • Tekrarlı Sorular: Daha önce sorulan bir soruyu tekrar sorarak daha önce alınan bir bilginin güvenilirliği kontrol edilir veya kaynağın daha önce konuşmayı reddettiği bir soru tekrar sorulmuş olur.

  • Kontrol Soruları: Yakın zamanda teyit edilmiş, değişmesi muhtemel olmayan bilgilerden geliştirilir. Kaynağın cevaplarının doğruluğunu kontrol etmek amacıyla sorulur.

  • Hazırlanmış Sorular: Çoğunlukla sorgucunun yetkin olmadığı bir konu üzerinde sorgu öncesi ilgili uzman tarafından hazırlanarak sorgucuya verilen sorulardır. Çoğunlukla teknik konular üzerindedir.

Sorgucu, ihtiyaç duyulan bilgileri maksimum seviyede almak için doğrudan ve takip soruları sorar; cevapların doğruluğunu kontrol etmek ve ilişkiyi güçlendirmek amacıyla belirli sıklıkla tekrarlı ve ilgisiz soruları sormalıdır.

Soru sorma fazı bittikten sonra sonlandırma fazına geçilir. Bu fazda kaynağa verdiği bilgilerin doğruluğunun denetleneceği söylenir ve tepkisi incelenir, sonrasında kaynağa daha sonra tekrar sorgulanabileceği söylenerek sorgu bitirilir.

Sonlandırma birçok nedenden dolayı gerçekleşebilir bunlar;

  • - Kaynak yaklaşım fazı boyunca işbirlikçi olmamaya devam eder

  • - Kaynak yaralı, hasta veya yaşlıdır

  • - Sorgu gerekli istihbari bilgileri almak için birden fazla sorgu periyodu gerektirir

  • - Kaynak tavrını değiştirir; daha saldırgan, sıkılmış veya konuşkan hale gelmiştir

  • - Sorgucu rapportu koruyamaz ve sorgu kontrolünü kaybeder

  • - Sorgu hedeflerine ulaşılmıştır.

  • - Sorgucu başka bir sorguda gereklidir

  • - Kaynağın bilgisi o kadar değerlidir ki bir sonraki kademeye derhal tahliyesi gerekir.

Sonlandırma fazından sonra raporlama fazına geçilir. Sorgucu elde edilen tüm bilgileri sınıflandırarak ilgili birimlere raporlar.


İleri Seviye Sorgu - KUBARK 03

Günümüzde kabul edilen doktrini anlattık, peki geçmişte durum nasıldı? Bunu kavrayabilmek için 1963 tarihli KUBARK Counterintelligence Interrogation el kitabına yakından bakmamız gerekiyor. KUBARK, CIA'in belgelerde kendisi için kullandığı kod addır; kılavuz da adını buradan alır. Kılavuz, sıradan kaynaklar için değil, güvenlik eğitimi almış ve direnmeye hazırlıklı kaynaklar için hazırlanmıştır. Zorlayıcı tekniklerin atası kabul edildiği için önemli bir dokümandır.

Bu el kitabının temel hipotezi şudur: bir insanın direnci, kişiliği daha erken ve savunmasız bir düzeyine indirgendiğinde çözülür. Regresyon (gerileme) adı verilen bu süreçte amaç, kaynağın kendi kararlarını verme kapasitesini zayıflatarak onu yönlendirilmeye açık ve sorgucunun otoritesine bağımlı hale getirmektir. 

Regresyon sürecinde kişinin durumu olgunluktan bebeksi duruma kaydıkça, öğrenilmiş ya da yapılanmış kişilik özellikleri ters kronolojik sırayla kaybolur; öyle ki en son kazanılan özellikler (ki bunlar dirençte kullanılan en son kazanılan özelliklerdir) ilk kaybolanlar olur

Bu regresyon sürecini tetiklemek için çeşitli yöntemlere başvurulabilir, bunlardan en sık kullanılanlarının temel amacı kaynağın zaman algısını bozmaktır. Örneğin kaynak günlerce yalnız bırakılabilir; kaynak hücresine geri gönderilip 5 dakika uyumasına izin verilip sonrasında sanki 8 saat geçmiş gibi sorguya devam edilebilir; öğünleri garip saatlerde verilebilir (1 saat arayla öğle ve akşam yemeği gibi); saatleri ileri geri alarak gece ve gündüz karıştırılabilir; bu ve bunun gibi çeşitli yöntemler mevcuttur.

Bunların dışında farklı noktaları hedefleyen diğer regresyon teknikleri de vardır. Örneğin kaynağı gözaltına alınır alınmaz hemen kendi kıyafetleri alınır, yerine kemersiz 2 beden büyük kıyafetler verilir, burada amaç öz benlik duygusunu zedeleyip direnci azaltmaktır.

Direnci kırmanın tek yolu regresyon değildir, tehdit ve korku da genel olarak direnç kırıcıdır, fakat burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır, çoğu insan kendi acıya dayanma kapasitesini hafife alır, bundan dolayı acı tehditi acının kendisinden çoğu zaman daha direnç kırıcıdır, ek olarak acının gerçekleşmesi çoğu zaman içteki belirsiz korkuyu giderdiği için direnci güçlendirebilir. Özellikle geç aşamada uygulanan acı, sorgucunun çaresizliğini gösterir, acıya dayanan kaynağı diğer yöntemlerle ele almak zorlaşır (öz benliği ve direnci geri artabilir).

Genel olarak ileri seviye zorlayıcı sorgu tekniklerinde amaç çoğunlukla regresyonu tetiklemektedir ve bu açıdan KUBARK zorlayıcı tekniklerin doktrinsel atası kabul edilebilir. Daha fazla teorik teknik bilgi anlatmak yerine 11 Eylül sorgularında bu tekniklerin nasıl kullanıldığını ve bu tekniklerin üstüne neler geliştirildiğini inceleyelim.

11 Eylül Sorguları 04

KUBARK bu zorlayıcı tekniklerin doktrinsel atası olsa da 11 Eylül sorgularında birebir uygulanamadı. Bunun sebebi KUBARK'ın aslında direnci regresyonla kırmanın mantığını anlatan teorik bir el kitabı olması, sahada olduğu gibi uygulanacak somut ve standart bir teknik kaynak olmamasıdır. Ayrıca 1963'te Soğuk Savaş'ın eğitimli ajanları düşünülerek yazılmıştı, 11 Eylül'ün oldukça kararlı şüphelileri karşısında bu teorinin daha somut ve daha sert bir uygulamaya dönüştürülmesi gerekiyordu.

Bu yüzden CIA, KUBARK'ın mantığını temel alarak üstüne daha sert yeni teknikler geliştirmeye yöneldi ve bunun için eski hava kuvvetleri personeli olan, psikoloji alanında doktoraları bulunan Mitchell ve Jessen'i görevlendirdi. Bu ikilinin geliştirdiği teknikler büyük ölçüde, ABD askerlerini olası bir esarette direnmeye hazırlayan SERE eğitim programının tersine mühendisliğine dayanıyordu. Programın sonucunda KUBARK yöntemleriyle benzerlik gösteren ama çok daha zorlayıcı/sert olan 13 yeni teknik ortaya çıktı. Bunlar;

  • Karın tokadı: Sorgucu, tutukludan yaklaşık 30 cm uzakta durup elinin tersiyle karnına vurur. Amaç yaralamak değil; umutsuzluk, korku ve aşağılanma duygusu uyandırmaktır.

  • Yaka kavrama: Sorgucu iki eliyle tutuklunun gömlek yakasından kavrar ve soruya yanıt isterken onu hızla kendine doğru çeker. Amaç, ani bir sarsıntıyla tutuklunun dikkatini toplamak ve kontrolün sorgucuda olduğunu hissettirmektir.

  • Dar alana kapatma: Tutuklu uzun süre küçük bir kutuya kapatılır. Kutu ayakta durmaya elveriyorsa süre 18 saate kadar; büzülerek girmeyi gerektiren küçük bir kutuysa 2 saate kadar çıkar. Amaç, hareketsizlik ve klostrofobik baskıyla çaresizlik ve kontrol kaybı hissi yaratıp direnci yıpratmaktır.

  • Diyet manipülasyonu: Tutuklunun katı gıdası kesilir; yalnızca sıvı ya da yumuşak bir diyetle yaşamak zorunda bırakılır. Amaç, bedeni zayıflatarak (bitkinlik) direnci düşürmek ve tutukluyu en temel ihtiyaçları için sorgucuya bağımlı kılmaktır.

  • Yüz sabitleme: Sorgucu, tutuklunun başını oynatmasını engellemek için avuçlarını yüzünün iki yanına koyup sıkıca tutar. Amaç, tutuklunun kaçamayacağını hissettirerek kontrolü ele almaktır; çoğunlukla tokat gibi tekniklere zemin hazırlar.

  • Yüz tokadı: Sorgucu, çene ile kulak arasına parmakları açık şekilde bir tokat atar. Amaç acıdan çok, tutuklunun "bana fiziksel güç uygulanmaz" beklentisini kırmaktır.

  • Çıplaklık: Tutuklu çıplak bırakılır. Amaç, çaresizlik ve aşağılanma duygusunu artırmaktır; çoğunlukla diğer tekniklerle birlikte kullanılır.

  • Stres pozisyonları: Tutuklu, kasları sürekli gergin tutan oturma veya ayakta durma pozisyonlarına sokulur ve bunu uzun süre korumak zorunda bırakılır. Amaç, acının kaynağını sorgucu değil tutuklunun kendi bedeni yaparak direncini kendi kendine tüketmesini sağlamaktır.

  • Uyku yoksunluğu: Genellikle stres pozisyonlarıyla beraber uygulanır; tutuklunun 180 saate kadar uyuması engellenir. Birçok tutuklu bu sürenin ardından halüsinasyon gördüğünü bildirmiştir. Amaç, zihinsel ve fiziksel çözülme yaratıp direnç kapasitesini çökertmektir.

  • Duvara yaslanma: Tutuklu duvardan yaklaşık 1.2 metre uzakta durup öne eğilir ve yalnızca parmakları duvara değecek biçimde uzanır; bu pozisyonu belirsiz bir süre koruması istenir. Amaç, stres pozisyonlarında olduğu gibi tutuklunun kendi kaslarıyla yorulup bitkinlik ve teslimiyete sürüklenmesidir.

  • Duvara çarpma: Sorgucu, soruya yanıt isterken tutukluyu (yaralanmayı önlemek için hazırlanmış esnek bir duvara) sırtından hızla çarpar; yanıt alınana dek tekrarlanır. Amaç, yüksek ses ve ani darbeyle şok ve dehşet yaratmaktır; asıl hedef yaralamak değil, psikolojik sarsıntıdır.

  • Su tahtası: Tutuklu bir tahtaya sırtüstü hafif başı aşağıda olacak şekilde yatırılır ve yüzüne su dökülür. Amaç, boğulma ve ölüm dehşetini birebir yaşatarak azami korku ve teslimiyet elde etmektir.

  • Soğuk su dökme: Tutuklu soyulup üzerine soğuk su dökülür ya da soğuk suyla dolu derme çatma bir küvete sokulur; kimi zaman çıplak halde stres pozisyonunda soğuk suya maruz bırakılır. Amaç, fiziksel şok ve hipotermi tehdidiyle direnci kırmaktır.

Bu teknikler yalnızca kâğıt üzerinde de kalmadı, sahada da uygulandı. Elimizdeki en ayrıntılı kayıtlar CIA'in değil ordunun yürüttüğü paralel bir programdan gelse de benzer tekniklerin gerçekte nasıl uygulandığını bizlere açıkça göstermektedir. Bu kayıtlara 2015'te yayınlanan Hoffman raporu ve ekindeki kanıt dosyaları üzerinden bakalım;

(Hoffman Raporu: Amerikan Psikoloji Derneği ile ABD Savunma Bakanlığı ve CIA arasındaki işkence ve sorgulama ilişkilerini ortaya koyan bağımsız soruşturma raporudur.)

Bu kayıtların en çarpıcı örneği, 11 Eylül saldırılarına katılması planlanırken ABD'ye girişi engellendiği için 20. korsan" olarak anılan Muhammed el-Kahtani'nin sorgu günlüğüdür. Aylarca süren bu sorgunun kayıtlarından bazı örnekler şöyle:

  • - Uyumasını önlemek için tekrar tekrar ayağa kaldırıldı.

  • - Su içmeyi reddedince üzerine su döküldü.

  • - Tuvalet isteği reddedilip pantolonuna işetildi.

  • - 11 Eylül kurbanlarının fotoğrafları vücuduna bantlandı.

  • - Yüksek sesle müziğe maruz bırakıldı.

  • - Saç ve sakalı makasla kesildi.

  • - Kadın sorgucu tarafından kişisel alan ihlali yapıldı.

  • - Kahve verilip sonra cezai olarak yere döküldü.

  • - Üzerine çöp süpürüldü.

  • - 11 Eylül kurbanlarına mektup yazdırıldı.

  • - Bikinili kadın fotoğraflarını eşleştirme testine tabi tutuldu.

  • - Çıplak arama yapıldı.

  • - Köpek eğitimi verildi. (otur, gel, havla)

  • - Anne ve kız kardeşini fahişe örneği yapıldı.

  • - Bikinili kadın eşleştirme testinde hata yaptığı için azarlandı.

  • - Yalnızca kısa döngüler halinde 4 saatlik uykuya izin verildi. (30 dk, 1 saat)

  • - Kadın sorgucular karşısında çıplak bırakıldı.

  • - Duvara arapça yalancı/korkak/başarısızlık yazıldı.

  • - Sakalını korumak için konuşma teklifine rağmen sakalının tekrar kesildi.

  • - 3 yaşındaki kurbanın fotoğrafları kalbine bantlandı.

İlk bakışta normal bir insan için az önce aktarılan muameleler yerine fiziksel işkence çok daha efektif ve mantıklı gelse de işin aslı tam olarak öyle değildir. Öncelikle fiziksel acı herkes için aynı etkiyi yaratmamaktadır, her insanın acı eşiği farklı olmakla beraber, o acıya ne uğruna katlandığı da çok büyük bir etkendir. Örneğin vatanı, bayrağı veya dini gibi kutsal sayılan inançlar üzerine kişi fiziksel işkenceye uğradığında çoğu zaman direnci azalmak yerine artar. Bunların da ötesinde fiziksel şiddet çoğu zaman yalan itiraf doğurur ve çoğu itiraf hemen doğrulanabilir nitelikte değildir, bu yüzden çoğu zaman ciddi zaman kaybı yaratır. Bu yüzden fiziksel işkence yerine çoğu zaman regresyonu tetikleyici yöntemler tercih edilir.

Fiziksel işkencenin tek alternatifi regresyon değildir. KUBARK'ta da olan ve daha sonrasında üstüne konularak daha da sertleştirilmiş birçok yaklaşım da mevcuttur. Örneğin sorgu kayıtlarında gördüğümüz: Kadın sorgucular karşısında çıplak bırakılması, annesi ve kız kardeşinin fahişe örneği yapılması, sakalının kesilmesi, bikinili kadın eşleştirme testleri vs, bunların hepsi onurlu savaşçı kimliğini zedelemeyi hedefleyip az önce de bahsettiğimiz kutsal değerlere dayanan iç direnci kırmaya yönelik yaklaşımlardır.


HIG ve Bilimin Hükmü 05

Peki bütün bu zorlayıcı yöntemler günün sonunda işe yaradı mı? 11 Eylül sonrası yapılan bu sorgular kamuoyuna yansıyıp büyük bir skandala dönüşünce bu soru ciddi biçimde araştırılmaya başlandı. 2009'da kurulan Yüksek Değerli Tutuklu Sorgulama Grubu (HIG) bu amaçla bilimsel bir araştırma programını finanse etti ve cevabı aranan soru basitti, zorlama mı yoksa güven ilişkisi (rapport) mi daha çok işe yarıyor. Yıllar süren çalışmaların sonucu oldukça net çıktı, zorlama işe yaramıyordu.

Bu çalışmalardan biri gerçek terörist sorgularını inceledi, toplam 288 saatlik kayıt ve 29 şüpheli üzerinden yapılan analizde sorgucunun en ufak sert veya zorlayıcı davranışının bile şüpheliyi susturduğu, direncini artırdığı ve alınan bilgi miktarını düşürdüğü görüldü. Buna karşın saygılı ve rapport kuran yaklaşım daha çok bilgi getiriyordu. Araştırmacıların deyimiyle katılımı her zaman iyileştirmek mümkün olmayabilir ama onu daha kötü hale getirmek her zaman mümkündür.

Onlarca çalışmayı bir araya getiren bir meta-analiz de aynı sonuca vardı, zorlayıcı yöntemler gerçek itirafların yanında yanlış itirafları da ciddi biçimde artırırken, rapport temelli yöntemler gerçek itirafı artırıp yanlış itirafı azaltıyordu. Bunun sebebi yazının önceki kısımlarında da değindiğimiz gibi çoğu insanın işkenceyi durdurmak için bilerek yalan itirafta bulunmasıdır. Nitekim benzer bir iddia 11 Eylül dosyaları için de sıkça dile getirilir. Kesin olmamakla birlikte Bin Ladin'e ulaştıran en değerli istihbaratın aslında zorlayıcı olmayan yöntemlerle elde edildiği, Halid Şeyh Muhammed'e uygulanan sert tekniklerin ise büyük ölçüde yanlış ve yanıltıcı bilgi ürettiği söylenir.

Sonuç olarak rapport temelli sorgu yumuşaklık veya tavizkarlık demek değildir, sorgucu kaynağa baskı da uygular fakat bunu ilişkiyi ve işbirliğini bozmadan yapar. Bu yüzden bugün gelinen nokta aslında yazının başında anlattığımız modern sorgu doktrinidir, yani kaynağı kırmaya değil onunla ilişki kurup gönüllü işbirliği kazanmaya dayanan yaklaşım. Kısacası bilim uzun ve acı bir yoldan geçtikten sonra sorgunun en eski ilkesini doğrulamış oldu, bir insandan bilgi almanın en etkili yolu onu ezmek değil kazanmaktır.


Kaynakça

1. Central Intelligence Agency. (1963). KUBARK Counterintelligence Interrogation. Washington, DC.

2. U.S. Department of the Army. (1992). Field Manual 34-52: Intelligence Interrogation. Washington, DC: Headquarters, Department of the Army.

3. U.S. Department of the Army. (2006). Field Manual 2-22.3: Human Intelligence Collector Operations. Washington, DC: Headquarters, Department of the Army.

4. U.S. Department of Justice, Office of Legal Counsel. (2002, 2005). Interrogation Memoranda (Torture Memos). Bybee & Yoo (1 Ağustos 2002); Bradbury (Mayıs 2005).

5. U.S. Senate Select Committee on Intelligence. (2014). Committee Study of the Central Intelligence Agency's Detention and Interrogation Program (Executive Summary). Washington, DC.

6. American Psychological Association. (2015). Report of the Independent Reviewer and Related Materials — Binder 1. Washington, DC: American Psychological Association. https://www.apa.org/independent-review/

7. Zagorin, A., & Duffy, M. (2005, 12 Haziran). Inside the Interrogation of Detainee 063. TIME.

8. Hoffman, D. H., Carter, D. J., Viglucci Lopez, C. R., Benzmiller, H. L., Guo, A. X., Latifi, S. Y., & Craig, D. C. (2015). Report to the Special Committee of the Board of Directors of the American Psychological Association: Independent Review Relating to APA Ethics Guidelines, National Security Interrogations, and Torture. Sidley Austin LLP. https://www.apa.org/independent-review/revised-report.pdf

9. Alison, L., Alison, E., Noone, G., Elntib, S., & Christiansen, P. (2013). Why tough tactics fail and rapport gets results: Observing Rapport-Based Interpersonal Techniques (ORBIT) to generate useful information from terrorists. Psychology, Public Policy, and Law, 19(4), 411–431. https://doi.org/10.1037/a0034564

10. Alison, L., Giles, S., & McGuire, G. (2015). Blood from a stone: Why rapport works and torture doesn't in 'enhanced' interrogations. Investigative Interviewing: Research and Practice, 7(2), 5–23.

11. Meissner, C. A., Redlich, A. D., Michael, S. W., Evans, J. R., Camilletti, C. R., Bhatt, S., & Brandon, S. (2014). Accusatorial and information-gathering interrogation methods and their effects on true and false confessions: A meta-analytic review. Journal of Experimental Criminology, 10(4), 459–486. https://doi.org/10.1007/s11292-014-9207-6

12. Evans, J. R., Houston, K. A., Meissner, C. A., Ross, A. B., LaBianca, J. R., Woestehoff, S. A., & Kleinman, S. M. (2014). An empirical evaluation of intelligence-gathering interrogation techniques from the United States Army Field Manual. Applied Cognitive Psychology, 28(6), 867–875. https://doi.org/10.1002/acp.3065

13. Granhag, P. A., Kleinman, S. M., & Oleszkiewicz, S. (2016). The Scharff technique: On how to effectively elicit intelligence from human sources. International Journal of Intelligence and CounterIntelligence, 29(1), 132–150. https://doi.org/10.1080/08850607.2015.1083341

14. Meissner, C. A., Surmon-Böhr, F., Oleszkiewicz, S., & Alison, L. J. (2017). Developing an evidence-based perspective on interrogation: A review of the U.S. government's High-Value Detainee Interrogation Group research program. Psychology, Public Policy, and Law, 23(4), 438–457. https://doi.org/10.1037/law0000136

15. Centre for Research and Evidence on Security Threats (CREST). Masterclass: Eliciting Intelligence Information. https://crestresearch.ac.uk

16. Fein, R. A. (Ed.). (2006). Educing Information — Interrogation: Science and Art. Foundations for the Future (Phase 1 Report). Intelligence Science Board. National Defense Intelligence College Press, Washington, DC.

17. Lewis, N. A. (2004, 30 Kasım). Red Cross finds detainee abuse in Guantánamo. The New York Times.

18. Bloche, M. G., & Marks, J. H. (2005, 14 Kasım). Doing unto others as they did unto us. The New York Times.

19. International Committee of the Red Cross (ICRC). (2004). Guantánamo tutukluların muamelesine ilişkin gizli rapor.

20. EBSCO Research Starters. Enhanced Interrogation Techniques (Communication and Mass Media). https://www.ebsco.com/research-starters/communication-and-mass-media/enhanced-interrogation-techniques


spectiva.io · editorial